7 Temmuz 2012

İÇİMDEKİ YANGIN (INCENDIES), DENİS VILLENEUVE, 2010


BİR ARTI BİR KAÇ EDER?



   Lünban savaşından Kanada'ya kadar uzanan geniş bir zamanı ve mekanı kapsayan bu film aynı zamanda bir aile dramı.

    'Şarkı Söyleyen Kadın' lakabıyla da bilinen Nawal Marwan'ın ölümüyle başlayan film aslında ölümün film için bir başlangıç olduğunu, o ölümün arkasında yaşanmış ağırlığınca hatıra olduğunu da göstermiş oluyor. Lübnan'daki Hristiyan ve Müslümanlar arasında geçen savaşta her şey yok olup giderken, hayatta kalabilen insanların ise zihinsel kirlenmelere maruz kaldıkları, ölüm, göç, tecavüz, bilinç kaybı, adanmışlık ve hırs gibi süreçlerden geçtikleri görülüyor. Savaş her halükarda insanları önemli seçimler yapmaya itiyor. Nawal Marwan'ın daha doğumda elinden alınan oğlunu yıllar sonra aramaya başlaması onun hayatındaki önemli bir seçimi oluşturuyor. Çünkü bu seçimle beraber savaşın içindeki rolü ve aile yaşamı tamamen değişiyor. Karşı çıktığı savaşın bir parçası olmaya başlıyor. Sevdiği adam öldürülüyor, çocuk yurtları bombalanıyor, çocuklar örgütler tarafından alınıp militanlaştırılıyor ve birer ölüm makinesine dönüştürülüyor, cezaevleri tecavüz, işkence ve diğer hak ihlalleriyle dolup taşıyor, aradığı oğlu kendi tecavüzcüsü çıkıyor. Bizim izlemekte zorlandığımız şeyleri Nawal Marwan yaşıyor. Bu açıdan bakınca filmin öyküsü oldukça dolu ve alt metni çok zengin. Yaşananlarda genel anlamda bir gerçeklik hissi hakim. 

    Filmin genel renk seçiminin koyu tonlar ve karanlık anlar seçilmesi öykünün dramatik sürecine uyum sağlıyor ve onu zenginleştiriyor. Özellikle de Lübnan'da geçen sahnelerde savaşın ve yıkımın etkisinin arttırılması açısından bu renk seçiminin uygun olduğu görülüyor. 

    Yönetmenin film tekniği de öyküye uygunluk gösteriyor. Özellikle de içinde böyle çok sayıda zaman ve mekan geçişlerinin olduğu filmlerde sekans geçişleri önem kazanıyor ve İçimdeki Yangın'da bu geçişler oldukça başarılı.  Savaş dekorları oldukça başarılı ve ince ayrıntılarına kadar özen gösterilmiş. Oyuncu seçimlerinde de bir hassasiyet olduğu ve iyi seçimler yapıldığı görülüyor. 

    Son olarak filmde değinmeden geçilemeyecek olan "Bir artı bir kaç eder?" sorusuna gelelim. Elinde iki mektup olan Nawal'ın çocukları bu mektupları vermek üzere film boyunca babasını ve abisini ararlar. Fakat aslında bulacakları bir kişidir. İki mektup bir kişiye verilir. Çünkü babaları ve abileri aynı kişidir.

    Mutlaka izlenmesi gereken bir film.


     ali reza dürü
    

1 yorum:

ayhan dedi ki...

Yüreğimi dağladı bu film. Yazınız için teşekkürler, elinize sağlık, güzel olmuş.

ayhan