8 Temmuz 2012

ŞATO (DAS SCHLOSS), MİCHAEL HANEKE, 1997

               


ORGANİZASYONUN OLAĞAN SOĞUKLUĞU


    Haneke'nin rahatsız edici konuları önümüze sermesine alışığız. Her filminde kendi deyimiyle "Duygusal Buzlaşma" yaşayan karakterlerle bizi tanıştıran yönetmen bu defa bir Kafka uyarlamasıyla karşımıza çıkıyor. İlk defa bir Kafka uyarlaması izlemiş oldum böylece. (Bir de Orson Welles'in Dava uyarlamasını izlemek lazım) Daha önce izlediğim Kurdun Günü, Ölümcül Oyunlar, Saklı, Beyaz Bant filmlerinde hep huzursuz olmuş ve karakterlerin soğuk ve mesafeli davranışlarının karşısında kime kızacağımı bilemeden koltuğuma gömülmüştüm. Özellikle de Ölümcül Oyunlar'da şiddetin bir oyun gibi algılanmasının yarattığı korkunç huzursuzluğu unutmak zor. 

     Bay K.'nın kadastrocu olarak geldiği kasabada karşılaştığı bürokratik sorunları anlatan Şato'da durum biraz daha farklı. Özellikle de şiddet temasına alışık olmamızdan ötürü Şato'dan da beklentilerim de bu yöndeydi. Fakat burda durumlar biraz farklı. Aynı rahatsızlığı ve duygusal küntlüğü hissettirse de hiçbir şekilde fiziksel şiddete rastlamıyoruz. Bay K.'nın işini yapabilmek için gösterdiği çabalar  sonucunda Şato yetkililerinden kimseye ulaşamaması, filmdeki deyimle "organizasyondaki" mükemmeliyete rağmen bireye olan uzaklığı, araya bir sürü insanın girmesine rağmen en fazla bir sekreter yardımcısına kadar ulaşması oldukça rahatsız edici.  Bu noktada Haneke'nin tarzı ortaya çıkıyor belki de, Şato bir canlı organizasyonu ama onu bilen gören yok, kimse yukarıya ulaşamıyor, ama Şato istediği anda herkese kolaylıkla ulaşabiliyor, yani bir anlamda "organizasyonun " birey üzerindeki psikolojik şiddetini görüyoruz bir anlamda. Birey bu sistemin en alt seviyesinde bulunuyor ve yukarıyı etkileyemiyor. 

     Bay K. kendisine yatacak bir yer ve rahatlıkla yapacağı kadastroculuk işini ister ama çok temel ihtiyaçlardan sayılacak olan bu isteklerine kavuşamaz. Filmin başında barınma sorunuyla başlayıp yine filmin sonunda barınma sorununa işaret etmesi de organizasyonun varlık sebeplerine yönelik  belirli bir fikir veriyor. Fakat Bay K. diğer her şey gibi bu konuda da herhangi bir muhatap ve çözüm bulamaz. Ayrıca filmin tamamen kış mevsiminde geçmesi ve baharın bir türlü gelmeyişi de organizasyona dair bir eleştiri gibi görünüyor. Barda Bay K. Pepi'ye "Bahar ne zaman gelecek?" diye sorduğunda Pepi: "Daha kış." yanıtını verir. Sanırım bahar hiç gelmeyecektir.

      Şato'yu Haneke'nin izlediğim diğer filmlerinden ayırıyorum. Açıkçası biraz hayal kırıklığına da uğradım. Beklentilerimi karşılayamadığını düşündüm. Atmosfer yaratmada başarılı olsa bile kendi tarzının dışına çıktığını ve izleyici beklentisini boşa çıkardığını görüyorum.




    FİLMOGRAFİ


      ali reza dürü

1 yorum:

cafer dedi ki...

Bütün Haneke filmlerini izledim. Ama Amour (aşk) 'ı çok merak ediyorum.