28 Ekim 2012

Karpuz Kabugundan Gemiler Yapmak - 2004 - Ahmet Uluçay




60’lı yıllar, Tepecik, küçük bir Anadolu köyü… 

Recep ve Mehmet yazları, köylerinin yakınındaki yaz mevsiminde yakınlardaki Tavşanlı kasabasında çıraklık yapmakta olan iki köylü çocuğudur. Recep bir karpuz satıcısının, Mehmet ise bir berberin yanında çıraklık yapmaktadır. Her ikisi de sinemaya delicesine tutkundur. Bu tutkunun bir sonucu olarak geceleri köydeki evlerinin terkedilmiş ahırında bir yandan derme-çatma bir film projeksiyon makinası yapmaya çalışırken, diğer yandan da hayatlarını tümden değiştirecek olan rejisörlük hayalleri kurmaktadırlar. Köyün delisi Deli Ömer de çocukların bu sinema sevdasının tek tanığı ve destekçisidir. 
Onların bu konudaki uğraşlarını kimse ciddiye almaz: Ne kasabadaki fotoğrafçı, ne aileleri, ne de kasabadaki sinema salonunun sahibi… Fakir köylü çocuklarıdır onlar ve böyle şeylerle vakit geçirmeyerek vakitlerini daha faydalı uğraşlar için harcamalıdırlar.

Recep bir gün, kasabada oturan ve ineklerine yedirmek için ham karpuzları toplamaya gelen Nezihe adlı iki kız çocuğu olan dul bir kadın ile tanışır. Nezihe’ye her gün kelek çıkan karpuzları toplayıp kendisine getirmek üzere söz verir. Bu sevimli çocuktan hoşlanan Nezihe, Recep’in bu iyiliği karşısında onu sık sık çay içmek veya kahvaltı etmek için evine davet etmeye başlar. Recep bu gelip gitmeler sırasında Nezihe’nin büyük kızı olan ve yaşça da kendisinden büyük olan Nihal’e ilgi duymaya başlar ve onun ilgisini çekebilmek için türlü uğraşlar verir. Nihal ise başlangıçtan beri bu yabancı ve köylü oğlan çocuğun eve girip çıkmasından bile rahatsız olmakta ona elinden geldiğince ters davranmaktadır. Küçük kız Güler ise ablasının aksine Recep’e ilgi duymakta ancak o da bu ilgisine karşılık bulamamaktadır. Önceleri karşılıksız olan bu aşklar, tam anlamıyla gelişmeye fırsat bulamadan Nezihe ve kızlarının aniden kasabadan taşınmasıyla sona erer. Bu sırada zaten işlerini de kaybetmiş olan iki kafadarın ellerinde artık sadece uyduruk projeksiyon makinalarında hareketli görüntü elde edebilmek ümidi kalmıştır. 

Sinema projeksiyon makinası konusundaki denemeleri sonunda başarıya ulaşsa da iş ve aşk konularındaki şanssızlıkları bu konuda da yakalarını bırakmaz. Deli Ömer bir kızgınlık anında zorlukla çalıştırmayı başardıkları projeksiyon makinasını parçalar. Sonunda, Recep ve Mehmet’in hayatlarında iz bırakarak geçen bir yaz mevsimi sona ermiş ve kahramanlarımız herşeyi kaybetseler de hiçbir zaman kaybetmeyecekleri sinemasal hayalleri ile başbaşa kalmışlardır. 

27 Ekim 2012

Ali Reza DÜRÜ - AVUNTU (Kısa Film)

Yeraltı 2012 - Zeki Demirkubuz




Zeki Demirkubuz'un Dostoyeski'nin ''Yeraltından Notlar'' yapıtından esinlenerek senaryosunu yazdığı ve yönettiği ''Yeraltı'' filmi, afişindeki ''Akıllı bir adam, kendine karşı acımasız değilse gururlu da olamaz'' sözleriyle dikkati çekiyor. 

Engin Günaydın, Nergis Öztürk, Serhat Tutumluer, Nihal Yalçın, Murat Cemcir, Feridun Koç, Serkan Keskin ve Sarp Apak'ın rol aldığı filmin konusu şöyle:

''Filmin başkarakteri Muharrem, nefret ettiği ve edildiği halde eski arkadaşlarının yemeğine kendisini zorla davet ettirir. Masum didişmeler, ufak kişilik gösterileri ile başlayan yemek, giderek dumanlanan kafaların etkisiyle utanç dolu geçmişe doğru yol almaya başlar. Gece pişmanlık, gözyaşları ve öfkeyle dolarken, rezillik karanlık sokaklara, fuhuş kokan otel odalarına taşar. Onlar hep birlikte, Muharrem tek başına olsa da kararlıdır. Pislik ya o gece temizlenecek ya da ölecektir. Yoksa sonsuza kadar kurtulamayacaktır bu utançtan.'' 

Baran (Yağmur) - 2001 - Majid Majidi




17 yaşındaki Azeri Latif, Tahran'daki bir inşaatta ameledir. Aynı inşaatta kaçak olarak çalışan bir Afganlı iş kazasında yaralanınca Latif'in hayatı da beklenmedik bir yön alır. Sakatlanan işçinin yerine oğlu Rahmat çalışmaya başlar. Kalabalık ailesini geçindirme derdindeki bu çekingen genç, bir süre sonra istemeden de olsa Latif'in kantindeki işini elinden alır. O andan itibaren Latif, Rahmat'a karşı büyük bir kin beslemeye başlar. Ancak bu büyük kin, bir sırrın açığa çıkmasıyla büyük bir aşka dönüşecektir

Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni - Şener Şen 1990

Anayurt Oteli (1986) - Macit Koper




"Gizli Yüz", "Aşk Üzerine Söylenmemiş Her Şey", "Melekler Evi" gibi yapımlardan tanıdığımız Türk Sineması'nın usta isimlerinden Ömer Kavur'un, Yusuf Atılgan'ın romanından uyarladığı 1987 çıkışlı filmi "Anayurt Oteli", Altın Portakal Film Festivali, İstanbul Uluslararası Film Festivali, SİYAD Ödülleri, Venedik Film Festivali, Nantes Three Continents Film Festivali ve Valencia Film Festivali'de çeşitli dallarda ödüllere layık görüldü.

Filmde 1944 doğumlu aktör/ senarist Macit Koper, Şahika Tekand, Serra Yılmaz ve Orhan Çağman gibi isimler rol alıyor.

Ankara'nın az insanlı bir kasabasında Anayurt Oteli adında bir oteli işleten Zebercet, yalnız yaşayan, kendi halinde, sessiz sakin bir adamdır. Bir akşam oteline gelen genç bir kadına tuhaf bir biçimde bağlanan Zebercet, otelin temizlikçisi Zeynep'le de adlandıramadığımız bir ilişkisi vardır.

'' Nar '' Ümit Ünal




Bir kadın kendi adaletinin peşine düşüyor ve dördü de farklı inanıştaki, farklı insanların hayatları aynı evin içinde, hem de yarım gün gibi çok kısa bir sürede aynı öykü çevresinde kurgulanıyor. 
"Hepimiz nar taneleri gibi birbirinden ayrıyız: Hem çok benzeriz, hem de çok farklıyız. Ama açılmamış bir bütün nar gibiyiz aynı zamanda." diyor senarist ve yönetmen Ümit Ünal 201 yılı içerisinde çektiği son filmi Nar'ı tanımlarken. 

İnsanın hayatındaki diğer insanlara duyduğu güven, karşılıklı inanç ve adalet duygularının sorgulanmasından yola çıkan film, insanları birarada tutan bağların kaybolması ile meyvenin kabuğu çatladıktan sonra nar tanelerinin etrafa saçılmasını özdeşleştiren bir anlatım sergiliyor..

''Beni Unutma'' - Özer Kızıltan





Olcay (Açelya Devrim Yılhan) iş hayatında başarılı, genç ve bekar bir kadındır. Ciddi bir ilişki yaşadığını düşündüğü sevgilisi Hakan’ın (Kenan Ece) kendisini aldattığını acı bir şekilde öğrendiğinin ertesi günü Sinan’la (Mert Fırat) tanışır. Olcay’ın ilişkisinin bittiği gün Sinan da ani bir kararla nişanlısı Ebru (Tuba Ünsal) ile evlenmekten vazgeçer. 

Olcay ve Sinan aşka inançlarını kaybettikleri bu günlerde tanışırlar ve bu tanışma, planladıklarından çok farklı şeyler yaşamalarına neden olur. Birbirlerinden etkilenirler ve yoğun bir duygusal ilişki yaşamaya başlarlar. Kısa bir süre sonra da evlenirler. Çok mutlu başlayan evliliklerinde Sinan’ın eski nişanlısı Ebru’nun Sinan’da yarattığı küçük rahatsızlıklar dışında bir sorunları yok gibidir. Ancak m utlulukları bir süre sonra beklenmedik bir şekilde bozulacaktır. Arkalarında bıraktıklarını düşündükleri eski ilişkileri onları bir türlü bırakmayacak, Olcay’da başgösteren bazı tuhaflıklar da aşkın, arkadaşlıkların ve insana dair bir çok duygunun sorgulanmasına yol açacaktır. 

Eşkiya




35 yıl önce Cudi dağlarında bir grup eşkıya jandarma tarafından yakalanır. 35 yıl içinde eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da bölgedeki hesaplaşmalardan ötürü can vermiştir. Biri dışında; Baran...Baran 35 yıl sonra hapisten çıkınca ilk işi köyüne dönmek olur. Ama doğduğu topraklar şimdi baraj suları altındadır. Geçmişin izlerini sürmeye başlayan Eşkıya, yıllardır bilmediği bir gerçeği öğrenir. Hapse düşmesine en yakın arkadaşının ihaneti neden olmuştur. Bu arkadaş Eşkıya Baran'in çocukluk aşkını, Keje'yi satın alarak İstanbul'a kaçmıştır. Eşkıya ne İstanbul'u ne de arkadaşının adresini bilmemektedir. Tren'de, Tarlabaşı'nın arka sokaklarında büyümüş, pavyon, kumarhane, uyuşturucu muhabbetinin içinde yaşayan Cumali adlı genç bir adamla tanışır. Onla birlikte İstanbul'a gider ve kendisinin derdinin yanında bir de Cumali'nin derdiyle uğraşmaya başlar. İstanbul ve bu karanlık sokaklar adım adım sevdiği kadın Keje ye yaklaştırır Eşkıya'yı....

Efe Köye - Entel Köye Karşı -




Metropolde yaşamanın yarattığı keşmekeşten kurtulup, hep hayalini kurdukları doğayla baş başa bir yaşam sürmek isteyen bir grup ekolojist, Ege’de bir komün köyü inşa ederler. Kentli ekolojistlerin köylerine yerleşmelerinden dolayı çok memnun olan köy halkı, artık hiçbir işe yaramayan kıraç tarlalarını ve eski evlerini değerinden fazla fiyata aldıkları için aktivistleri büyük bir sevgiyle karşılar. Her şey yolundadır, ta ki bölgeye kurulması gündemde olan termik santral kararı onaylanana kadar… Termik santral ile birlikte eski köylüler ile köyün yeni sakinleri aktivistler arasında ilginç bir süreç başlar ve olaylar karşılıklı protestoyla tam bir komediye dönüşür

'' Bizim Büyük Çaresizliğimiz '' - Seyfi Teoman




Bizim Büyük Çaresizliğimiz, lise yıllarından beri yakın arkadaş olan, 30’lu yaşların sonundaki iki adamın, Ender ve Çetin’in dostluğunu konu alıyor. Uzun yıllar hayatları farklı yönlere giden iki yakın arkadaş, Çetin’in yıllar sonra Ankara’ya dönmesiyle çocukluk hayallerini gerçekleştirir ve aynı evde yaşamaya başlarlar. Tam birlikte yeni bir hayat kurmuşlarken, yurtdışında yaşayan arkadaşları Fikret Türkiye’de tatildeyken bir trafik kazası geçirir ve annesiyle babasını kaybeder. Almanya’ya geri dönmesi gereken Fikret, Ender ve Çetin’den, Ankara’da üniversite öğrencisi olan kız kardeşi Nihal’in okulunu bitirene kadar, yani iki yıl boyunca, onlarla kalmasını ister. 

Birlikte yaşama hayalleri tam gerçekleşmişken üçüncü birinin eve gelmiş olması ilk başlarda Ender ve Çetin’i rahatsız eder. Ölümlerin travmasını atlatamayan Nihal de onlarla iletişim kurmak istemez, ama zamanla birbirlerine alışırlar. Aralarında ev merkezli üçlü bir yakınlık oluşur; beraber vakit geçirmeye ve bundan hoşlanmaya başlarlar. Bir süre sonra kaçınılmaz olan gerçekleşir; Ender ve Çetin, birbirlerinden habersiz bir şekilde Nihal’e aşık olurlar. Bu ortak aşklarını fark etmeleri, Ender ve Çetin’i birbirinden uzaklaştırmayacak, tersine onların dostluğunda yeni bir sayfa açacaktır..

11'e 10 Kala (2009) - Pelin Esmer




Mithat Bey, Emniyet Apartmanı sakinlerinden, emekli bir memurdur. En büyük tutkusu koleksiyon yapmaktır. Ali ise aynı apartmanın kapıcısıdır. Dünyaları çok farklı olan bu iki insan bir gün aynı amaç uğruna bir araya gelir: deprem korkusuyla, eskimiş binayı yıktırmak isteyen apartman sakinlerini vazgeçirmek.

Başta Mithat Bey’in koleksiyonunu devam ettirebilmesi ve Ali’nin işini kaybetmemesi amacıyla başlayan ilişkileri, fark etmeden birbirinin kaderlerini değiştirdikleri sırada sona erer.

25 Ekim 2012

Mayıs Sıkıntısı aka Clouds of May (1999) - Nuri Bilge Ceylan (English su...



Yönetmenin kendi hayatından da parçalar taşıyan film, yurtdışını gezmiş ve başarılı bir yönetmen olmuş Muzaffer'in köye, baba evine dönmesi, akabinde çocukluğun saflığına yaptığı yolculuğu anlatıyor.

Film çekmek maksadıyla anne ve babasının yaşadığı Çanakkale, Yenice kasabasına giden Muzaffer, burada küçük bir çocukla arkadaş olur ve kendi saflığını sorgulamaya başlar.

Masumiyet - Zeki Demirkubuz


Vodka Lemon


Vodka Lemon - Hiner Saleem