25 Mart 2013

KAR BEYAZ - SELİM GÜNEŞ 2010

Ali Reza DÜRÜ


TAŞRANIN BİTİMSİZ BEKLEYİŞİ


     Minimal etkilerle toplumsal gerçekçi yaklaşımı birleştirmeye çalışan Kar Beyaz filmi taşra hayatının sessiz bekleyişine ortak ediyor seyirciyi. Filmin başından sonuna her şey mutlak bir sessizlik ve bekleyiş içindedir ve neyin beklendiği kimi zaman belli değildir. Gelen geçen arabalara ayran satmaya çalışan Hasan yolcu bekler, dağ başındaki kahvehanedeki adam mektup bekler, sakallı ve yaşlı amca müşteri bekler, Hasan'ın hapisteki babası özgürlük bekler, Hasan'ın annesi çocuklarına ve eşine kavuşacağı zamanı bekler, Hasan'ın iki küçük kardeşi Hasan'ın eve dönmesini ve getireceği yiyecekleri bekler, köye atanan mühendis köye ulaşmayı bekler,  ağaçların yaprakları kışın bitmesini ve çiçek açacağı mevsimi, kurtlar ormanda kaybolacak sahipsiz bir çocuğu, kuşlar sesine yankı verecek başka kuşları bekler. Dedim ya her şey müzmin bir bekleyişin soğukkanlı suretlerinde doğanın kendilerine verdiği rolleri oynamak için beklemektedir.

     Böylesi minimal ve az hareketli filmlerde ekranda hareket görmeye alışmış seyirciler genel olarak hayal kırıklığı yaşarlar. Doğanın içindeki saklı hareketi görmeyenlerin insanların  hareketsizliğine anlam yüklemeleri oldukça zordur. Yaşar Kemal'in söylediği bir gerçeği hatırlatmak gerek :"Ben doğayı abartmıyorum, doğa zaten abartılı." Gerçekten de doğayı, yaşamın durgunluğunu fon olarak değil ana unsur olarak kullanan filmlerin bu gerçekliği hep gözden kaçar. Ama doğanın hayatımızın içinde bütün canlılığı, hareketliliği, devinimiyle yer aldığını görmektedir mesele. 

     Yönetmenin başarısı açısından zayıf sayılabilse de geleceğe dair çok daha iyi filmler çekebileceği umudunu yaratıyor insanda. Kar beyaz görüntü kalitesi ve güzel müzikleriyle de akılda kalıcı olmayı başarıyor. 

2 yorum:

selçuk şafak dedi ki...

filmi henüz izlemedim ama merak ettim. Tebrikler.

selim güneş dedi ki...

ali reza bey, yazınızı teşekkürlerimizle kar beyaz sitesinde de paylaşıyoruz...