27 Nisan 2013

Lorenzo’nun Yağı, George Miller, 1992



Emre Yağcı

 Bir Ailenin Dogmatik Pozitivizm Bataklığından Kurtulma Çabası


Felsefi bakışı biraz törpüleyerek, biraz yontarak ele alacağımız film olan Lorenzo’nun Yağı -orijinal ismiyle Lorenzo's Oil- konusu bakımından dikkatleri üzerine çekmektedir. İçinde “pozitivizm” geçen başlıktan da anlaşılacağı üzere bilim, filmin tematik konusunu oluşturmakta ve yine başlıktan da anlaşılacağı üzere bilime atfedilen önemin sorgulanması gerektiğini izleyiciye göstermektedir. Her ne kadar bu sinema üzerine yazılmış bir yazı da olsa, burada pozitivizmden ve Comte’dan bahsetmek gerekliliğinin önemini anlamışsınızdır.


Pozitivizm ya da bizdeki adıyla olguculuk, her türlü bilgi arayışını olgulara ya da gerçeklere(nesnelere) dayandırmak, olguları deney ve gözlem yöntemiyle ele almak ve bu olgularla bir ilişkisi olmayan, deneyim yönteminin uygulanamadığı metafizik sorunları hiçe saymak gerektiğini anlatan bir felsefe anlayışıdır. Pozitivizmin kurucularından Auguste Comte fikirleriyle geleneksel felsefe anlayışından kopmaktadır. 19. Yüzyılda yaşamış olan düşünürümüz, felsefenin asıl uğraş konusunun olgular, dolayısıyla pozitif bilimler olması gerektiğini savunur. Dinleri, tanrı anlayışlarını ve metafizik bütün düşünceleri dışlar ve soyut olan hiçbir şeye katlanamaz. Pozitivizm bu açıdan bir bilim felsefesidir. Bütün dinlere acımasızca saldıran Comte, sosyolojiyle de ilgilenmesinden dolayı bir zaman sonra bir insanlık dininden bahseder. Salt olgulara dayanan bir din; “bilim dini”. Lorenzo’nun Yağı işte bu dinleşmiş ve giderek dogmatikleşmiş bilim anlayışının çıkmazları üzerine eğilen bir filmdir.



                Gelelim filme. 1992 yapımı olan film yaşanmış bir hikâyeyi anlatır izleyiciye. Adrenolökodistrofi (ADL) hastalığına yakalanmış Lorenzo Odone’nin ailesine doktorlar en fazla 2 yıl daha yaşayabileceğini ve tıpta bu hastalığa çözüm olmadığını söylerler. Sadece erkek çocuklarda görülen hastalığa; anneden aldığı genler sebep olmaktadır. Bu hastalığın yeni bir hastalık olduğunu(film 1984-85 yılları arasında geçmektedir) bu yüzden tıpta henüz tanınmadığını ve henüz bir tedavi yönteminin geliştirilmediğini söyleyen hekimler Lorenzo’nun annesi ve babasını, oğullarını kurtarmak için çaba harcamaktan vazgeçirememektedir. Bu hastalıkla ilgilenen bir akademiye çocuklarını yatırırlar, ancak burada çocuklarının hayatını kurtarmaktan ziyade hastalığı tanımak için onunla ilgilendiğini fark ederler. Doktorlar burada Lorenzo’yu bilim için kullanmaktadırlar. Durumu gittikçe kötüleşen Lorenzo’nun bu durumunu çaresizce izleyen anne baba başka yöntemler aramaya koyulurlar. Bu hastalığa yakalanmış binlerce çocuğun ailelerinin kurduğu bir derneğe katılırlar. Burada çocuklara, hastalığa sebep olduğu için vücutlarındaki yağ oranını düşürmek için diyet uygulanmaktadır. Ancak bu diyet yağ oranını düşürmekten ziyade daha da çoğaltmaktadır.


Tıptan ve hastanelerden umudu kesen Lorenzo’nun ailesi bu hastalık üzerine kütüphanelerde çalışmaya başlar. Aylarca süren çalışmalardan sonra yağ oranını düşürecek bir yöntem bulurlar. Ancak akademik hiçbir ünvanı bulunmayan anne-babanın tıp çevresinde etkisi olmaz. Bir doktor yaptıkları çalışmaları takip etmektedir. Buldukları yöntemin doğruluğuna katılsa da aklında şüpheleri vardır. Çünkü bu yöntem fareler üzerinde uygulanan bir yöntemdir. İnsan vücudundaki etkileri doktorun kafasını karıştırmaktadır. Yine de Michaela ve Augusto(anne-baba)’nun baskılarıyla bir sempozyum düzenler. Ailenin ve önemli tıp hekimlerinin katıldığı bu sempozyumdan yine sonuç alınmaz ve Michaela ve Augusto çocukları Lorenzo’ya buldukları yöntemi uygularlar. Lorenzo’nun yağ oranında yüzde 50’ye varan bir düşme olmasına rağmen bu yöntem tıp camiasında hala illegal bir yöntem olarak görülmektedir. Birkaç çocukta daha aynı sonuç gözlemlendiği halde tedavi yöntemi olarak görmemeye devam edilir. Lorenzo’ya verilen 2-3 yıllık yaşama şansının çoktan dolmasına rağmen Lorenzo hayatına devam etmektedir.


                Sırf bilim insanı olmadığı ve sadece kendi çocuğunun hayatını kurtarmak için ulaştığı tedavi yöntemini bilim insanları kabul etmemektedirler. Filmde bizi düşündüren tam da burasıdır. Bilim ne için yapılıyor? Tıp; insan hayatını kurtarmak, uzatmak, insanın acı çekmesini engellemek için değil de ne için uğraşır? Filmin sonlarına doğru Augusto’nun bir doktorla girdiği diyalog filmin tematiği olması açısından önemlidir. Augusto’nun doktora talebi; bir sempozyum düzenleyerek önemli hekimlerle bu hastalığın çözümü için birlikte çalışmasıdır. Doktor ise bilim insanlarının bencil olduğunu çözüme ulaşanın sadece kendileri olması gerektiğini ve birlikte çalışmanın mümkün olmadığını söyler. Hedef bir insanın -insanlığın- hayatını kurtarmak olsa bile bu böyledir…


Hiç yorum yok: