9 Şubat 2014

YOL BİR YERE GİTMEZ, O BİR DAİRE BİÇİMİDİR - Ali Reza Dürü

Daire, Atıl İnaç, 2013


Ali Reza DÜRÜ



Daire kavramsal olarak dönüp aynı yere gelmeyi ifade eder. Filmin çatısı bunun üzerine kurulmuş. Hayatlarındaki bütün çabalarına rağmen dönüp dönüp aynı yere varan karakterler görülüyor filmde. 

Daire aslında hayatı, kısırlaşan zamansal ve mekansal ilişkileri, tükenmişliği, kaybetmeyi, yenilmeyi, umutsuzluğu, zayıflayan çabayı ve olmazlığı ifade ediyor. Filmde, Feramus felsefe okumuş bir aydındır ama babasının ölümü ve eşinden ayrılması nedeniyle farklı bir sürece girer. Memlekete gidip yarım kalan işleri halletmek için yola çıkar. Bu yolculuk onun kendi iç dünyasına ve tükenmeye giden bir sürecin başlangıcı olur. Babasından kalan araziyi türlü oyun ve hilelerle elinden alan bir grubun oyununa gelir ve her şeyi kaybeder, kullanılmayan bir havaalanında iş bulur. Havaalanı 7 yıl önce yapılmış ve pist uygun olmadığı için kullanıma açılmamıştır. Kendi haline bırakılmış bu havaalanı da tıpkı Feramusun duyguları gibi atıldır. Sessizliğin, boşluğun hüküm sürdüğü koskoca alanda kitap okuyup notlar almaktan başka yapacak bir şeyi yoktur. Gece adılı kedisinin ölümü onu çok sarsar çünkü hayatta tutunduğu son canlıdır. Gece'den önce babasını kaybetmiş, eşinden ayrılmış ve oğlunu göremez durumu düşmüştür. Arsayı da elden kaçırınca büyük bunalıma düşer. Ne kadar çırpınsa da hayatının orta yerinde yapayalnız kalır ve sanki çocukluğuna dönmüş gibi hiçbir şeye sahip olamadığı zamanların içinde serseri adımlarla yürür. İlk zamanlar bir oyun gibi başlayan kahvedekilerin kendini iple boğma şakası/oyununu denemeye başlar. Boğazında iple asılı dururken nefes almadan ne kadar dayanılabilineceğine ilişkin bir çeşit dayanıklılık testi gibi görünen bu uygulama Feramus'un ölmek için kullanacağı bir metoda dönüşür.

Betül ise belediye tiyatrosunda çalışmaktadır. Belediye, tiyatroyu kapatıp düğün salonu yapma kararı alınca iki çocuğu ve işsizliğiyle baş başa kalır. Belediyenin iş garantili meslek edindirme kurslarından olan Gassallık yani ölü yıkayıcılığına yazılır. Tiyarodan sonra cansız manken üzerindeki uygulamalı derslerde oldukça zorlanır. Öte yandan kızının hastalığı ilerlemekte ve bütün bu olanlarla nasıl başa çıkacağını bilememektedir. Bir gün kızı fenalaşır ve ölür. Betül mesleğe başlamanın ilk kötü darbesini kızını yıkamak zorunda kalınca alır. Acılar içinde kızının bedenini yıkar ve gömülmesi için hazır eder. 

Betül ve Feramus kendi hayatları ve daire içine aldıkları yakınlarının hayatlarıyla beraber bütün çabalarına rağmen hep başa dönerler.Hiçbir ilerleme yoktur aslında. 




2 Şubat 2014

GEÇMİŞ: MATRUŞKA MİSALİ - ALİ REZA DÜRÜ





Elly Hakkında'dan sonra  Bir Ayrılık filmiyle dünyaca tanınan bir yönetmen olan Farhadi üçüncü filmiyle yine çok merak uyandırdı. Türkiye'de ilk defa Filmekimi 2013'te gösterime girdiğinde filmin biletleri hemen tükenmiş ve yer bulamamıştım. Belki boş koltuk bulunur diye düşünerek sinemaların önünde uzun kuyruklar oluşturan sinemaseverlerin de umudu boşa çıkmış ve bir çok kişi filmi izleyememişti. BaşkaSinema bu işe el koydu ve filmi Ocak ayı programına dahil etti. Bu sayede izleyiciler filmi kaçırma telaşı olmadan rahatlıkla izleme şansı bulabildiler. 

Geçmiş, katmanlı bir olay örgüsüyle geçmişin yaşantılarını perde perde gün yüzüne çıkarıyor. İlk bakışta boşanma evraklarını imzalamak için gelen eski kocanın duygularına girecek gibi görünse de sahneler ilerledikçe altından bir sürü şey çıkmaya başlıyor. Üçüncü evliliğini yapmaya hazırlanan Marie çocuklarıyla bir çatışma içindedir. Özellikle de büyük kızı Lucie ile. Lucie ergenlik yaşında olduğu için anlam bunalımına düşmüş, isyan yüklü ve annesinin yapacağı yeni evlilik konusunda kendince çözüm arayan bir genç kızdır. Bu evliliğe  engel olmak için annesinin yeni evleneceği Samir'in karısına mesaj yazışmalarının bir kopyasını gönderir. Bunun üzerine Samir'in eşi intihar girişiminde bulunur ve komaya girer, hastanede yoğun bakım servisinde yatmaktadır. Suçluluk duygusuyla baş etmeye çalışan Lucie hayattan iyice kopma noktasına gelmiştir. Ahmad'ın gelişiyle birlikte bu olay örgüsü perde perde açılmaya ve sis bulutu dağılmaya başlar. Yönetmen olay örgüsünü o kadar sarmal hale getirmiştir ki öğrendiğimiz her yeni bilgide ikna olmamıza rağmen o bilgiyi de yanlışlayacak yeni bir bilgi ortaya çıkarır ve her seferinde izleyiciyi şaşırtmayı başarır. 

Filmde genel anlamda kadınların durduğu yer ve aldığı pozisyonda biraz sıkıntı var gibi hissettim. Kadınlar sürekli gizlice iş çeviren karakterler olarak yansıyor ve erkekler bunun kurbanı olan masum tipler olarak varlık buluyor. Yine erkeklerin daha çok sorun çözücü ve kadınların da sorun yaratan bir pozisyonu göze çarpıyor. Bu rahatsız edici bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor. 

Oyunculukların çok başarılı ve doğal görünümü sayesinde film hiç rahatsızlık vermeden ilerlese de filmin alt metnini çok zengin bulmadım. Geçmiş her zaman sırlarla doludur ve geçmişin kapağı açıldığında herkesin şaşıracağı bilgiler ortaya çıkar. 

Farhadi'nin ülkesinin dışında çektiği ilk film olma özelliği de taşıyor Geçmiş, Fransa'da çekilmiş. Bu da filmin zeminine fazla bir şey eklememiş. Yine de yönetmenin film dilini sevenler için güzel izlenecek bir film olduğunu belirterek yazıyı sonlandırayım.