2 Mayıs 2014

He Bu Tune Bu: Masalların O Bildik Cümlesi

Bir Varmış Bir Yokmuş, Kazım Öz, 2014

Helin KAYMAK


He bu tune bu... Biz biliyoruz ki, büyüklere masal anlatınca inanmazlar ama  böylesini izlerler!
Öncelikle tebriklerimi iletmek isterim  mütevazi yönetmene; hepimizin gündeminde de yer tuttuğu üzere;  'Bir Varmış Bir Yokmuş' filmiyle Cinema du Reel Festivali'nde ödül kazanan Kazım Öz, geçen yıl Paris'te üç Kürt kadın siyasetçinin öldürülmesine ilişkin Fransız Hükümeti'nin tutumunu protesto etmek için ödülü reddederek, toplumsal bellekleri tazelemişti.
'Bir Varmış Bir Yokmuş'  Filminin Türkiye Galası ise 33. İstanbul Film Festivali kapsamında dün gece yapıldı. Filmden beklenti çokça yüksek olsa ki günler öncesinden biletleri tükenmiş buna rağmen gösterimin yapılacağı sinema salonunun önünde biletsiz çok kalabalık bir grup filmi izleme beklentisiyle film başlayıncaya dek bekleyişini sürdürdü ve netice itibariyle ekibin de desteğiyle filmi izleme şansını yakalayabildiler. Festivale set ekibiyle katılarak, seyirci sorularını yanıtlayan Kazım Öz, filmin bir ekip çalışması olduğunu samimiyetle belirtirken mütevazı tavrıyla ilgileri topladı.


Filmografisi epey zengin olan Kürt Yönetmen Kazım Öz 'Bir Varmış Bir Yokmuş' ile çok da tanıklık etmediğimiz, hatta belki de filmiyle Türkiye'de öncülük ettiği rahatlıkla söylenebilecek yaratıcı belgesel film kategorisinde değerlendirilebilir. Bu teknikle film çekilirken adeta aile olunmuş ki, samimiyeti ve içtenliği seyirciyi de kavrayıverdi. Kamera arkasından yönetmenin sesiyle-sorularıyla akıp giden belgeseli izlerken bir süre sonra  ailenin bir ferdi oluveren yönetmenle ilişkiler dikkat çekici olmaya başlıyor...
'Bir Varmış Bir Yokmuş'  ne kadar zor ve rahatsız bir hayatın ürününü-üretimini, ne kadar kolay ve rahat tüketiyoruz sorularına bir marulun alışveriş sepetine konulmasının asıl hikayesiyle öyle kavrayıcı yanıtlar vermiş ki artık herkes alışveriş  sepetine bilhassa marul koyarken bu filmin sahnelerini anımsayacak yani Kürtleri, karın tokluğuna adına mevsimlik iş dedikleri etkinlikleri, yerinden yurdundan gidip ailecek üç paraya sağlıklarından olup, adına barınak denemeyecek düzeyde niteliksiz çadırlarda, çoluk çocuk-çul çaput aylarca güneşin alnında, çapa tutan her şeye rağmen ama bu bana reva mı demeyen, mücadele ve hak arayışından  hiç vazgeçmeyen, masalları, gerçekleri, mizahı, kaçamak aşkın cesaretini, esmeri yanık milyonlarca teni anımsayacak.
Elbette bu film sadece bir temsil, bu sadece bir aile üzerinden edindiğimiz doyurucu bir izlenim, oysa milyonlarca "mevsimlik Kürt işçi" yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için meslek olmayan işlerde (karın tokluğu etkinliklerinde) en ucuzundan iş gücü olarak sömürülürken, gurbette sılaya vuslat hasreti demliyor. Üstelik bu ucuz iş gücü güvencesiz çalıştırılıp evlerine döndüklerinde "işsiz" kapsamına bile girmiyor! Neden mi? Çünkü, işsiz olmanın standardı geçmişte en az bir yıl güvenceli-sigortalı çalışmış olmak.
...Masalların o bildik cümlesi "bir varmış bir yokmuş- HE BU TUNE BU" ile güzel bir  örüntü yakalayan film, geniş perspektifiyle varlıkla başlayıp yoklukla biten imgeler silsilesi.Sosyolojik filmler kapsamında değerlendirebileceğiniz bu silsileyi kaçırmayın.

Hiç yorum yok: